Category "Makaleler"

7Nis2019

Oyun; çocuğun çevresinde olup bitenleri öğrenme yöntemidir, çocuğun işidir.

Oyun; çocuğun gerilimden kurtulmasını ve biriktirdiği enerjisini boşaltmasını sağlar. Bu enerjinin boşaltılmaması, çocuğun alıngan ve içe dönük bir yapıya sahip olmasına neden olabilir.

Oyun yoluyla çocuktaki saldırganlık dürtüsü boşaltılır, hayal kırıklıkları azaltılır ve çocuk korkuların yarattığı gerilimden kurtulur. Oyunun tedavi edici özelliği de vardır. Çocuk kendisine izin verilmediği için yapamadığı bir işi oyunlarında yaparak rahatlayabilir. Evin bireylerine olan duygularını oyun yoluyla açığa vurur. Örneğin; kardeşini kıskanan bir çocuk oyununda kardeşi rolündeki bebeği cezalandırabilir. Uzmanlar bu özelliklerinden dolayı oyunu ve oyuncakları sorunun teşhis ve tedavisinde kullanırlar. Sorunun teşhisinde ev, bebek gibi oyuncaklardan, tedavisinde ise hamur, kum, kil, su gibi materyallerden yararlanılabilir. Kum, kil, hamur her türlü yaratıcılığa fırsat verir, ürkek ve sıkılgan çocuğun bazı beceriler edinerek kendini kanıtlamasına, huzursuz çocuğun gerginliğini gidermesine, hareketli çocuğun enerjisini harcamasına imkan sağlar. Su her yaşta çocuğu keyiflendirir, deney yapma olanağı sağlar, utangaç çocuğu uyarır, çekingen çocuğu rahatlatır ve saldırgan çocuğu sakinleştirir.

Anne-babalar çocuğun gelişiminde büyük yeri olan oyun ve oyuncaklara gereken önemi vermelidir, çocuğa oyun için yer, zaman ve fırsat tanımalıdır, oyunlarına saygı göstermeli ve mümkün olduğunca oyunlarına katılmalıdır.

Çocuklarımıza uygun oyuncağı nasıl seçeceğiz?

Bu çok kolay bir iş değildir, çocuğun gelişimini, ilgilerini bilmeli, çocuğu iyi tanımalıyız.

Yeni doğan bebeğin en değerli oyuncağı kendi bedenidir. Bebek ellerini açıp kapatarak, başını sallayarak kendi kendine eğlenir.

İlk aylarda hareketli ve ses çıkaran nesneler dikkatini çeker. Yatağın üstüne asılan mobiller gibi…

6.-7. aylardan itibaren oturmaya başlamasıyla bebek plastik küplerden, renkli halkalardan, yumuşak hayvancıklardan hoşlanır.

10-12. aylarda ayağa kalkmaya başlayan bebeğin dikkatini renkli toplar, iç içe geçen kutu ve küpler çeker.

13. aydan itibaren, yürümeye başlayınca ipinden çekerek oynayabileceği hareketli, tekerlekli oyuncakları tercih eder.

15-18 aylık çocuklar üstüne çıkıp oturabileceği oyuncaklardan hoşlanırlar.

İkinci yılın sonuna doğru, oyuncakları iç içe veya üst üste yerleştirmek, bütünü parçalarına ayırmak, parçaları birleştirmek çocuğun en sevdiği oyunlardır. Kova, kazma, kürek, marangoz aletleri, bebekler, arabalar bu yaş çocuğu için ideal oyun gereçleridir.

3-4 yaşlarındaki çocukların en sevdikleri faaliyetler bisiklete binmek, tırmanmak, atlayıp zıplamaktır. Bisiklet, bloklar, küpler bu yaş çocuğu için uygundur.

Ayrıca 2 yaşından itibaren su, kil, kum oyun hamuru gibi materyaller çocuğun yaratıcılığını geliştirmek için yararlıdır.

4-6 yaş çocuğu hareketli faaliyetlerin yanında, boyama, kesme, yapıştırma, puzzle yapma gibi faaliyetlerle de uğraşmaya başlar. Bu dönemin en yaygın oyunları evcilik, doktorculuk gibi oyunlardır.

Okul çağıyla beraber kitap okuma, kalem-kağıt faaliyetleri artar, ancak çocuk yapı ve montaj oyunlarına ilgi duymaya devam eder. Çocuk okula başlayınca oyuncak ve oyun ihtiyacının sona erdiği düşünülmemelidir. Çocuk daha çok uzun bir süre oyundan yararlanacaktır.

17Ara2018

En değerlilerimiz çocuklarımıza, herhangi bir rahatsızlığı kondurmak hiç kolay değil. Çocuklarımızda basit bir öksürük bile kabuslarımız olurken, iletişim sorunlarını ya da gelişimsel gecikmeleri fark etmek ve bunun için harekete geçmek çok zor olabiliyor. Bu sebeple, endişeli bir ebeveynin “çocuğum adına yeteri kadar tepki vermiyor” deyişine kulak vermek gerekiyor.

Böyle durumlarda aile ile yüz yüze görüşmeyi ve çocuğun hikayesini aileden dinlemeyi çok faydalı buluyorum. Çünkü bu konuşmalarda, ailenin daha önce dikkatini çekmeyen ya da ilk etapta bir profesyonel ile paylaşmaya değer görmediği bilgiler ortaya çıkıyor. Genellikle de bu bilgiler bizler için, gerekliyse ilerleyen süreçteki eğitimlerimiz için, oldukça faydalı oluyor. Örneğin, evde saç kurutma makinasının sesinden tedirgin olan bir çocukla, aşırı coşkulu konuşmamaya, ani sesler çıkarmamaya özen gösteriyorum başlangıçta. Aynı şekilde, babası da şeftaliye dokunamayan bir çocuğun (bu nedenle önemsenmeyen bilgi), şeftaliye dokunamaması bütün tablo düşüldüğünde biz profesyoneller için oldukça önemli bir bilgiye dönüşüyor.

Aileler için en anlaşılabilir işaret konuşma gecikmesi olsa da, genelde aileler çocuklarının iletişim isteksizliğini daha önceden hissedebiliyorlar. İşte bu hisse kulak veren ailelerin yapması gereken, hemen bir profesyonele başvurarak gelişimsel değerlendirme talep etmek. Çocuğunuzun 3 kübü üst üste koyup koyamaması değil yalnızca, değerlendirilmesi gereken. İletişim istekleri, iletişim yolları, kendini sakinleştirme becerileri…

Unutmayın ki, kapsamlı bir gelişimsel değerlendirme daha yolun çok başındayken, bize çok zaman kazandırabilir.

17Ara2018

Otizm, iletişim ve sosyal sorunlar yaşayan, kısıtlı ilgi alanları olan, sürekli aynı davranışları tekrar eden ve bir ömür süren bir gelişim bozukluğu hastalığıdır. Genellikle hayata geldikten sonraki üç yıl içinde belli olur. Rahatsızlığı erken anlayan aileler bunu ilgili doktorlara ilettiklerinde rahatsızlığın etkilerini en aza indirmiş olurlar.

 Otizm belirtileri! otizmin teşhisinde 10 temel belirti yeniden tanımlandı!

-Çocuk başkaları ile göz teması kuramaz

-Kendisine seslenildiğinde bunu anlamayıp bakmaz

-Söylenenleri duymuyor gibi davranır

-Bazı kelime veya cümleleri sürekli olarak tekrar eder

-Alakasız ortamlarda konuşur

-Oyuncaklarla oynayamaz

-Parmağı ile bir şeyi veya bir yeri gösteremez

-Sallanma hareketinde bulunur

-Kendi yaşıtları oyun oynarken onlarla ilgilenmemesi

-Çırpınma faaliyeti vardır

Ayrıca şu belirtiler yer almaktadır;

-Aşırı hareketli olur

-Gözleri sürekli olarak hep aynı noktaya sabit kalır

-Yaşıtları konuşmaya başladığında onun bundan geri kalması

-Olaylara aşırı tepki vermesi

-Kendisine sarılmak kucaklamak isteyenlerden kaçınması

-Kendi bildiğince davranır

Doktorların son 10 yılda geliştirdiği ve eğer iyi bir şekilde takip edilebilirse tedavinin oldukça başarılı olacağı tespit edilmiştir. Doktor Lebecca Landa “Aile bireylerinin ve doktorların belirtileri erken fark edebilmesi çok olumlu sonuçlar elde etmemize yardımcı olur “ demiştir. Doktor Landa’nın teşhisine göre bazı çocuklara 13-14 aylıkken tanı koyabileceklerini hatta 2 yaşında çocuklara bile erken teşhis konulabileceğini söylemiştir.

 Doktor Landa’ya göre belirtileri şunlardır:

  •  Kendine gülenlere gülümseyememek
  •  10-11. Aydan sonra iletişim kurmayı anlamama
  •  Olağan dışı tepkiler ve bu tepkileri tekrarlama
  •  Emeklerken veya yuvarlanırken bu hareketleri zorla yapma
  •  İsmi ile seslendiğinizde onu anlamaması (tepki veremiyor olması)
  •  Ses çıkarma konusunda geri kalma hatta çoğu zaman çıkaramama

Mesela bir bireye otizm teşhisi koymak için yukarıdaki belirtilerin 6-7 sine sahip olması gerekmektedir.

Bu belirtilerin bir veya iki tanesinin de bebek 36 aya varmadan teşhis edilmesi gerekir.

2Eki2018

Otizm Nedir ?

Otizm üç yaşından önce başlayan ve ömür boyu süren, sınırlı ve tekrarlanan davranışlara yol açan beynin gelişimini engelleyen bir hastalıktır. Otizm kalıtımsal kökenlidir ancak kalıtsallığı çok karmaşıktır.

Otizm, bireyin iletişim, başka insanlarla iletişim ve çevreye uygun tepkisini engelleyen bir beyin bozukluğudur. Bazı otizmli bireyler nispeten yüksek işlevlidir, konuşma ve zekaları sağlamdır. Diğerleri mental retarde, sessiz ve ciddi dil gelişim gecikmeleri gösterirler. Bir kısmının tekrarlayıcı ve basmakalıp düşünce tarzları vardır.

Otizmli bireylerin hepsi tamamen aynı belirti ve eksiklikler göstermemesine karşın, yordanabilecek tarzda davranışı etkileyen sosyal, iletişim, motor ve duyusal problemler sergilerler.

Otizm Neden Olur?

Öncelikle Otizm’in neden olduğu kesin olarak bilinememektedir. Bilim çevreleri bu hastalığa kesin olarak çözüm bulamamıştır. Bazı araştırmalara göre, bazı genetik bozukluklar kalıtımsaldır, bazıları ise kendiliğinden ortaya çıkar fakat ne yazık ki bu genetik bozukluklar hamilelik sırasında teşhis edilemez. Çevresel faktörleri araştıran bilim insanları ise virüs enfeksiyonları, hamilelik sırasında ortaya çıkan komplikasyonlar, beyin hasarları ve zehirli kimyasallar üzerinde durmaktadır. Otizmin nedenleri ile ilgili zaman zaman yeni teoriler öne sürülmektedir. Geçmiş yıllarda anne-baba davranışlarının, son yıllarda da bazı aşıların otizme neden olduğu ortaya atılmıştır. Bilimsel araştırmalar her iki teorinin de geçerli olmadığını kanıtlamıştır.

En önemli otizm belirtileri

 

  • Kendisine bakan kimselere nadiren gülümseme
  • Başkalarının çıkardığı sesleri veya gülücük gibi hareketleri nadiren taklit etme
  • Ses çıkarmada gecikme veya nadiren ses çıkarma
  • 6-12 aylıkken ismine tepki vermeme
  • aydan itibaren el işaretleri ile iletişim kurmama
  • Göz teması kuramama
  • Nadiren dikkatinizi çekme
  • Ellerde, ayaklarda, bacaklarda sertleşme veya el bileklerini çevirme gibi olağan dışı vücut hareketleri ve olağan dışı duruş ve diğer tekrarlayıcı davranışlar
  • Onu kaldırmak istediğinizde size doğru uzanmaması;
  • Yuvarlanma, emekleme gibi hareketler açısından motor gelişim geriliği

Otizm Tarihçesi ;

Otizm, ilk olarak 1943 yılında Amerikalı çocuk psikiyatrisi Leo Kanner tarafından “Erken Çocukluk Otizmi” olarak adlandırılmıştır.(Darıca, Abidoğlu ve Gümüşcü 2002)

Otizm, bireyin dış dünyanın gerçeklerinden uzaklaşıp kendine özgü iç dünya yaratması durumudur. (Öztürk, 1997)

Otistik sendrom, değişik edişsel ve gelişimsel nedenlere bağlı olarak, 3 yaş öncesinde çocuklarda ortaya çıkan, sözel ve sözel olmayan iletişim, sembolik etkinlik, oyun ve sosyal ilişki alanlarında bozukluk ve stereotipiler ile karakterize olan bir bozukluktur.(Aydın, 2003)

Otizm, yaşamın ilk 3 yılı içinde ortaya çıkan ve yaşam boyu devam eden bir özürlülük durumudur. (Korkmaz, 2000) Bunun yanı sıra, çocuk 36 aylık olduğunda ya da daha ileri yaşta iken de Otistik davranış özellikleri gösterebilmektedir. (Darıca, Abidoğlu ve Gümüşcü 2002). Otistiklerde, iletişim ve sosyal etkileşim şiddetli bozukluk gösterir, gelişmede bir uyumsuzluk ortaya çıkar. Otizm, bir hastalık olarak değil, gelişimsel bir sendrom olarak tanımlanır. (Korkmaz, 2000)

Kaynaklar : eczacilar.net , Kennedy Krieger Institute

 

2Nis2017

Sosyal İletişim Bozukluğu Belirtileri Nelerdir?

DSM-5 Tanı Ölçütleri Başvuru El Kitabı’na göre ; Aşağıdakilerin tümü ile kendini gösteren, sözel ve sözel olmayan iletişimin toplumsal kullanımında süre giden güçlükler:

  1. Toplumsal bağlamla uyumsuz olacak biçimde, selamlama ve bilgi paylaşımı gibi toplumsal amaçlı iletişimde eksiklikler.
  2. Sınıfta, sokakta (oyun alanında )olduğundan daha değişik konuşma, çocuğa karşı, bir büyüğe karşı olduğundan daha değişik konuşma ve biçimsel dil kullanmaktan kaçınma gibi, içinde bulunulan durumla ya da dinleyen kişinin gereksinimleriyle eşleşecek biçimde iletişim biçimini değiştirme yeterliğinde bozukluk.
  3. Sırayla konuşma, yanlış anlaşıldığında yeniden söyleme ve etkileşimi düzenlemek için sözel ve sözel olmayan simgeleri nasıl kullanacağını bilme gibi konuşmanın ve anlatmanın kurallarına uymakta güçlükler.
  4. Açıkça söylenmeyeni(örn. çıkarımda bulunma)ve dilin dolaylı ya da değişmeceli (mecazi) anlatımlarını (örn. Deyimler, gülmece, eğretileme, değişik anlama gelme) anlamakta güçlükler.

Bu eksiklikle, etkin iletişimde, toplumsal katılımda, toplumsal ilişkilerde okul ya da iş başarısında, tek tek ya da bir arada, işlevsel kısıtlılığa neden olur.

Belirtiler erken gelişim evresinde başlamıştır (ancak toplumsal iletişim gereği sınırlı yeterliğin üzerine çıkana dek bu eksiklikler kendini tam göstermeyebilir).

Bu belirtiler, başka bir sağlık durumuna ya da nörolojiyi ilgilendiren bir duruma ya da sözcük yapısı ve dilbilgisi alanlarında gösterilen düşük becerilere bağlanamaz ve otizm açılımı kapsamında bozukluk, anlıksal yeti yitimi (anlıksal gelişimsel bozukluk), genel gelişimsel gecikme ya da başka bir ruhsal bozuklukla daha iyi açıklanamaz.

Sosyal İletişim Bozukluğu hakkında daha fazla bilgi için buraya bakınız.

Kaynak: Amerikan Psikiyatri Birliği, Dsm-5 Tanı Ölçütleri Başvuru El Kitabı. Çev. Prof.Dr. Ertuğrul Köroğlu, Hyb Yayıncılık: 2013.

2Nis2017

DSM-5 Tanı Ölçütleri Başvuru El Kitabı’na göre;

“O sırada ya da öyküden alınan bilgilere (ayrıntılamaktan çok örnekleyen) göre, aşağıdakilerle kendini gösteren, değişik biçimleriyle toplumsal iletişim ve toplumsal etkileşimde süregiden eksiklikler:

  1. Sözgelimi olağandışı toplumsal yaklaşım ve karşılıklı konuşamamadan, ilgilerini, duygularını ya da duygulanımını paylaşamamaya, toplumsal etkileşimi başlatamamaya ya da toplumsal etkileşime girememeye dek değişen aralıkta, toplumsal-duygusal karşılıklılık eksikliği.
  2. Sözgelimi, sözel ve sözel olmayan tümleşik iletişim yetersizliğinden, göz iletişimi ve beden dilinde olağandışılıklara ya da el-kol devinimlerini anlama ve kullanma eksikliklerine, yüz ifadesinin ve sözel olmayan iletişimin hiç olmamasına dek değişen aralıkta, toplumsal etkileşim için kullanılan sözel olmayan iletişim davranışlarında eksiklikler.
  3. Sözgelimi, değişik toplumsal ortamlara göre davranışlarını ayarlama güçlüklerinden, imgesel oyunu paylaşma ya da arkadaş edinme güçlüklerine, yaşıtlarına ilgi göstermemeye dek değişen aralıkta, ilişkiler kurma, ilişkilerini sürdürme ve ilişkileri anlama eksiklikleri.

O sıradaki ağırlığını belirtiniz:

Ağırlık düzeyi, toplumsal iletişim bozukluklarına ve kısıtlı, yineleyici davranış örüntülerine göre değişir (bak. çizelge 2)

O sırada ya da öyküden alınan bilgilere (ayrıntılamaktan çok örnekleyen)göre, aşağıdakilerden en az ikisi ile kendini gösteren, sınırlı, yineleyici davranış örüntüleri, ilgiler ya da etkinlikler:

  1. Basmakalıp ya da yineleyici devimsel (motor) eylemler, nesne kullanışları ya da konuşma (örn. yalın devimsel basmakalıp davranış örnekleri, oyuncakları ya da oynar nesneleri sıraya dizme, yankılama [ekolali], kendine özgü deyişler)
  2. Aynılık konusunda direnme, sıradanlık dışına esneklik göstermeme ya da törensel sözel ya da sözel olmayan davranışlar (örn. küçük değişiklikler karşısında aşırı sıkıntı duyma, geçişlerde güçlükler yaşama, katı düşünce örüntüleri, törensel selamlama davranışları, her gün aynı yoldan gitmek ve aynı yemeği yemek isteme).
  3. Yoğunluğu ve odağı olağandışı olan, ileri derecede kısıtlı, değişkenlik göstermeyen ilgi alanları (örn. alışılmadık nesnelere aşırı bağlanma ya da bunlarla uğraşıp durma, ileri derecede sınırlı ya da saplantılı ilgi alanları).
  4. Duygusal girdilere karşı çok yüksek ya da düşük düzeyde tepki göstermeye  ya da çevrenin duyusal yanlarına olağan dışı bir ilgi gösterme (örn. ağrı/ısıya karşı aldırışsızlık, özgül bir takım seslere ya da dokulara karşı ters tepki gösterme, nesneleri aşırı koklama ya da nesnelere aşırı dokunma, ışıklardan ya da devinimlerden görsel büyülenme).

O sıradaki ağırlığını belirtiniz:

Ağırlık düzeyi, toplumsal iletişim bozukluklarına ve kısıtlı yineleyici davranış örüntülerine göre değişir.(bak. çizelge 2)

Belirtiler erken evresinde başlamış olmalıdır (toplumsal gerekler sınırlı yeterliğin üzerine çıkana dek tam olarak kendini göstermeye bilir ya da daha sonraki yıllarda, öğrenilen yöntemlerle maskelenebilir).

Belirtiler, toplumsal işle ilgili alanlarda ya da önemli diğer işlevsellik alanlarında klinik açıdan belirgin bir bozulmaya neden olur.

Bu bozukluklar, anlıksal yeti yitimi (anlıksal gelişimsel bozukluk) ya da genel gelişimsel gecikme ile daha iyi açıklanamaz. Anlıksal yeti yitimi ve otizm açılımı kapsamında bozukluk sıklıkla bir arada ortaya çıkar. Otizm açılımı kapsamında bozukluk ve anlıksal yeti yitimi eş tanı tanısı koymak için, toplumsal iletişim, genel gelişim düzeyine göre beklenenin altında olmalıdır.

Not: DSM-IV otistik bozukluk, Asperger bozukluğu ya da başka türlü adlandıramayan yaygın gelişimsel bozukluk tanısı almış olan kişilere otizm açılımı kapsamında bozukluk tanısı konmalıdır. Toplumsal iletişimde belirgin eksiklikleri olan, ancak belirtileri, otizm açılımı kapsamında bozukluk için başka türlü tanı ölçütlerini karşılamayan kişiler, toplumsal iletişim bozukluğu açısından değerlendirilmelidir.

ÇİZELGE 2- Otizm açılımı kapsamında bozukluk için ağırlık düzeyleri

Ağırlık düzeyi

Üçüncü düzey- “Çok önemli ölçüde desteği gerektirir.”

Toplumsal iletişim   

Sözel ve sözel olmayan toplumsal iletişim becerilerindeki ağır eksiklikler, işlevsellikte ağır bozukluklara neden olur, çok sınırlı bir biçimde toplumsal etkileşim başlatır ve başkalarından gelen toplumsal ilişki kurma yaklaşımlarına çok az tepki gösterir. Sözgelimi, anlaşılabilir ancak birkaç sözcük kullanabilen ve çok seyrek olarak etkileşim başlatan ve başladığında da toplumsal gerekleri karşılamak üzere olağandışı yaklaşımlarda bulunan ve ancak, doğrudan toplumsal yaklaşımlarda tepki veren bir kişi.

Kısıtlı yineleyici davranışlar

Davranışlarında esneklik göstermeme, değişiklik karşısında aşırı güçlük çekme ya da diğer kısıtlı/yineleyici davranışlar bütün alanlarda işlevselliği belirgin olarak bozar. Odağını ve yaptığı eylemi değiştirmekte büyük sıkıntı/güçlük yaşar.

                                                                                                                                                     Ağırlık düzeyi

İkinci düzey – “Önemli ölçüde desteği gerektirir.”

Toplumsal iletişim

Sözel ve sözel olmayan toplumsal iletişim becerilerinde ağır eksiklikler; destek gördüğü bir sırada bile toplumsal bozukluklar görülür ve başkalarından gelen toplumsal ilişki kurma yaklaşımlarına çok az tepki ya da olağandışı tepkiler gösterir. Sözgelimi, yalın cümlelerle konuşan, kısıtlı özel ilgileriyle sınırlı etkileşim içinde olan ve sözel olmayan iletişiminde yadırganacak yönler bulunan bir kişi.

Kısıtlı yineleyici davranışlar

Davranışlarında esneklik göstermeme, değişiklik karşısında güçlük çekme ya da diğer kısıtlı/yineleyici davranışlar, sıradan bir gözlemcinin görebileceği denli sık ortaya çıkar ve değişik bağlamlarda işlevselliği bozar.   Odağını ve yaptığı eylemi değiştirmekte büyük sıkıntı/güçlük yaşar.

Ağırlık düzeyi                              

Birinci düzey “Desteği gerektirir.’’

Toplumsal iletişim    

Destek görmediğinde toplumsal etkileşimindeki eksiklikler görünür bozukluklara neden olur. Toplumsal etkileşimleri başlatmakta güçlük çeker ve başkalarından gelen toplumsal ilişki kurma yaklaşımlarına karşı sıra dışı ya da başarısız tepkiler verdiğine ilişkin açık örnekler vardır. Toplumsal etkileşimlere karşı ilgisi azmış gibi görünebilir. Sözgelimi, tam cümlelerle konuşan ve iletişim kuran, ancak karşılıklı konuşmayı pek beceremeyen, arkadaş edinme gelişimleri yadırgatıcı ve başarısız olan bir kişi.

Kısıtlı yineleyici davranışlar

Davranışlarda esneklik göstermeme, bir ya da birden çok bağlamda işlevselliğin belirgin olarak bozulmasına neden olur. Etkinlikler arasında geçiş yapmakta güçlük çeker. Düzenleme ve tasarlama sorunları, bağımsız olmasına engel olur.

Kaynak: Amerikan Psikiyatri Birliği, Dsm-5 Tanı Ölçütleri Başvuru El Kitabı. Çev. Prof.Dr. Ertuğrul Köroğlu, Hyb Yayıncılık: 2013.

2Nis2017

Otizm Spektrum Bozukluğu, yaşam boyu sürecek olan; kişilerin özellikle iletişim becerilerini ve dünyayı algılayışlarını etkileyen bir nöro-gelişimsel bozukluktur.

Burada “spektrum” kelimesinin kullanılması, bu bozukluğun bir yelpaze hastalığı olduğuna işaret eder. Dolayısıyla her bireyin güçlü ve desteklenmesi gereken yönleri ve ihtiyaç dereceleri farklıdır.

1970’lerde yavaş yavaş adı duyulmaya başlanan otizm; Amerika Hastalıkları Kontrol Etme ve Önleme Merkezi (Centers for Disease Control Prevention) tarafından 2014 yılında açıklandığına göre, her 68 çocuktan 1’inde görülmektedir.

Görülme sıklığı ile otizm üzerine yapılan araştırmalar oldukça hız kazanmış olmakla beraber, henüz uzmanlar tam olarak neyin otizme neden olduğunu bulamamışlardır. Genetik faktörlerin etkili olduğuna dair veriler mevcuttur, ancak çeşitli çevresel faktörlerin de etkili olabileceği düşüncesi yaygındır.

Ebeveynler genellikle çocukları 3 yaşına gelmeden, çocukluklarındaki farklı davranışları gözlemlerler. Ailelerin en çok dikkatini sözel iletişim eksikliği / azlığı çekse de, çocuklarının tekrarlayıcı davranışları ve kısıtlı ilgi alanları da hayatlarını alttan alta zorlaştırmaktadır.

2Nis2017

Yapılan pek çok araştırma; erken tanı ve erken müdahalenin otizmli çocukların öğrenme, iletişim ve sosyal becerilerini arttırdığının altını çiziyor.

Bu sebeple; otizmin işaretlerini ne kadar erken fark edersek, çocuklarımıza o kadar fazla yardımcı olabiliyoruz.

Eğer çocuğunuz aşağıdaki belirtilerden birkaçını gösteriyorsa, biz uzman ile görüşmenizi hiç mi hiç ertelemeyin:

-Göz temasından kaçınma
-Adı ile seslenildiğinde tepki vermeme, duymazmış gibi görünme
-Babıldamanın hiç olmayışı ya da az oluşu, çıkarılan seslerin çeşidinin azlığı
-Sizin işaret ettiğiniz nesneye ya da yöne doğru bakmama
-Karşılıklı gülümsemenin olmayışı ya da azlığı
-İşaret edememe, ya da diğer jestleri kullanamama, anlayamama
-Hareketlerinizi ya da yüz ifadelerinizi taklit etmeye karşı kayıtsız kalma
-Kucağa alınma isteğinin azlığı
-Başkaları ile oynamak yerine, yalnız kalmayı tercih etme; etkileşimden kaçınma
-Oyuncaklar ile beklenildiği gibi oynamama (örneğin; arabaları sürmek yerine, sadece tekerleklerini döndürme)
-Tekrarlayıcı oyun biçimleri
-Bozulan rutinler karşısında aşırı tepki

31Mar2017

Sosyal İletişim Bozukluğu, 2013 yılında Amerika Psikiyatri Birliği tarafından tanımlanarak hayatımıza girmiştir. Yeni bir tanımlamaya ihtiyaç duyulmasının en önemli sebebi; otizm teşhisi alan bazı çocukların oldukça zayıf iletişim yetenekleri olmasına rağmen, otizmin başlıca diğer belirtilerini (örneğin; kısıtlı ilgi alanı sahipliği ya da tekrarlayıcı davranış rutinleri) göstermemeleridir.

Nöro-gelişimsel olduğu düşünülen bu bozukluğa sahip kişiler, sıradan sözel ve sözel olmayan iletişim yollarını kullanmakta oldukça zorluk çekerler. Basit bir selamlaşma bile, oldukça zorlayıcı olabilir. Bu durum, ne o kişilerin kaba olmasından ne de görgü kurallarını bilmemelerinden kaynaklanır. Nedenleri henüz tam bilinmese de, sosyal iletişim bozukluğu olan bireyler dili sosyal ortamlarda uygun şekilde kullanmakta oldukça zorluk çekerler. Beş yaşına kadar çocuğun belirli ölçülerde dil ve konuşma becerilerini kazanması gerektiği düşünüldüğünden, bu teşhisin konulabilmesi için genellikle 5 yaşına kadar beklenmektedir. Ancak belirtilerin daha erken yaşlarda ortaya çıktığı unutulmamalıdır.

31Mar2017

Gelişimsel gecikmelerin tek bir sebebi olmamakla birlikte, bazı risk faktörleri bulunmaktadır.

Bunların içerisinde;

*Hamilelik ve Doğum Komplikasyonları (Erken doğum, doğumda bebeğin oksijensiz kalması vb.)

*Genetik Faktörler/ Nörogelişimsel Hastalıklar (Otizm, Down sendromu vb.)

* Çevresel Koşullar (Kötü beslenme, anne karnında alkol ve ilaca maruz kalma, travmalar vb.) sayılabilir.

Ancak sıklıkla belirgin bir neden bulunamadığı da unutulmamalıdır.

Daha fazla bilgi almak için bu sayfamıza bakabilirsiniz.